Taviz Tavizi Doğurur

post-title

 

Bazı dönüşümler fırtınayla değil, çiseleyen bir yağmur gibi gelir.

Ve insanı en çok değiştiren anlar, en büyük kayıplar değil; en küçük tavizlerdir.
Çünkü içten içe bilirsin:
Kendine ait olmadığın her karar, seni biraz daha senden uzaklaştırır.

Bir zamanlar, bir konuda herkes farklı bir yöne giderken ben tek başıma durdum.
Herkesin “sorun çıkmasın” dediği yerde, ben iç sesimin hakkını verdim.
Bana uzlaşmaz dediler, zor dediler.
Ama içim rahattı.
Çünkü kendimi terk etmemiştim.
İşte o gün, çok yalnızdım belki ama çok sahiptim kendime.

Zaten taviz böyle başlar:
Yalnız kalmamak için eğilirsin.
Sevilmek için yutarsın.
Birlikte kalmak için razı olursun.
Ama bir gün dönüp bakarsın ki — kalabalıklar içinde yapayalnızsın.

Clarissa P. Estés’in dediği gibi:
“Kurt kadının doğası, seni tehlikeden korumaz.
Ama seni sana döndürür.”

Ben bu dönüşü, başkalarına karşı koyarken değil, en çok kendime evet dediğim günlerde yaşadım.
Bir daveti reddettiğimde.
Bir sessizliği bozup içimi paylaştığımda.
Bir beklentiyi geri çevirdiğimde.
Ve ilk kez bir sabah aynaya bakıp, orada “kendime benzer” birini gördüğümde.

İşte orada başladı sadakat duygumun derinleşmesi.
Kendine sadakat, öyle büyük bir zafer değildir.
Ama sessizce büyüyen bir güçtür.
Ve o güçle sorarsın kendine:

Bu kararın içinde gerçekten ben var mıyım?
Bu ‘evet’, gönlümün sesi mi yoksa huzuru bozma korkum mu?
Çekildiğim bu sınır, beni kim yapıyor?
Ve ben, bu hâlimle yaşamaya razı mıyım?

Bu sorular kolay cevaplar vermez ama seni sen yapar.
Ve en güzel tarafı da budur:
Artık kimseye “beni anla” deme ihtiyacı duymazsın.
Çünkü sen, kendini açıkça görüyorsundur.

Bugün bir tavizle karşılaştığımda önce içimle konuşurum.
Kimin için razı oluyorum?
Kendimden nereye kadar ödün veriyorum?
Bu karar, içimi büyütüyor mu yoksa daraltıyor mu?

Cevap içimi küçültüyorsa, o an dururum.
Çünkü öğrendim:
Tavizle büyüyen hiçbir ilişki, beni büyütmedi.
Ama sınırla beslenen her ilişki, beni kendime yaklaştırdı.

Hayat sana her zaman onay vermeyecek.
Ama sen kendini onayladığında, artık eksik hissetmeyeceksin.
Çünkü özdeğerin, dış dünyanın terazisinde değil, iç dünyanın sesinde tartılır.

Ve bir kadın, kendi sesine sadık kaldığında —
İşte o zaman gerçekten güçlü olur.
Yalnızca alkış alarak değil, kendi sessizliğinde de ayakta durabildiğinde.

Bu yazıyı okurken belki bir yerde kendi hikâyene rastladın.
Belki sustuğun bir an, belki razı olduğun bir durum, belki de içinden “hayır” deyip dışından “olur” dediğin bir anı hatırladın.
İşte o anlara bir selam ver.
Ve kendine, içindeki o sadık sese, yeniden biraz daha yaklaş.

Çünkü hayat, herkesin senden bir şey aldığı değil, senin kendine sahip çıktığın yerden başlar.

Sevgilerimle,

E-Bülten

Aboneliği