Kahve Fincanından Instagram Story'sine

post-title

Bir zamanlar kahve falı, yalnızca telvenin gizemli desenlerinden geleceği okumak için yapılan bir ritüel değildi. O masa etrafında toplanan kadınlar, birbirlerine söyleyemediklerini fincanın içine fısıldar, sonra da fal bakma bahanesiyle onları incelikle, zarafetle ve çoğu zaman kahkahalar eşliğinde dile getirirlerdi. "Canım, bu fincanda bir göz var; biri seni izliyor olabilir!" sözü, belki de doğrudan söylenemeyen bir uyarının en yumuşak haliydi: "O arkadaşına dikkat et." Kahve falı, sözün kıyısından dolaşıp yüreğe ulaşmasının zarif bir yoluydu. İç dökmenin, yol göstermenin, hatta susarak anlaşmanın kadim ve güvenli bir aracına dönüşmüştü.

Oysa bugün çok farklı bir çağda yaşıyoruz. İçine atmak mı? Artık neredeyse arkaik bir davranış. Duygularını saklayan değil, anında dile getiren makbul. Filtre nedir bilmeyen, 'doğrudan' ve 'açık' olmayı fazilet sanan bir nesil... Evet, bizlerden bahsediyorum… Story’lerde, tweet’lerde, toplantı salonlarında ya da ilk buluşmada... Ne hissediyorsak, anında, çoğu zaman düşünmeden paylaşıyoruz. "Ben böyleyim," diyoruz. "Açığım, dürüstüm.". Hatta en sevdiğim de şu: " Dobrayım(!)". Ama bazen bu filtresizliğin ardında bir başka eksiklik gizleniyor: düşünme zahmeti.

Peki dürüstlükle patavatsızlık arasındaki çizgi ne zaman bu kadar inceldi? Kendini ifade etmekle kendini dayatmak arasındaki fark ne zaman buharlaştı? Her söz, özellikle de kalbe değen söz, sorumluluk ister. Eskiden bir şey söylenmeden önce düşünülür, tartılır, gönülden süzülür ve öyle paylaşılırdı. Şimdi ise kelimeler, klavyeden hızla geçip yayılan dijital yankılarla birlikte, düşünceyi değil tepkileri hedefliyor.

Bu dönüşüm, kaçınılmaz belki. Her çağ, kendi diliyle konuşur. Bugünün dili hızlı, net ve ‘dobra’. Ve evet, bu yeni ifade biçimi birçok tabuyu yıktı, birçok sesi görünür kıldı. Ama geçmişin o kadifemsi nezaketini, fincanın içinde saklanan o içtenliğini özlemiyor muyuz? "Ben sana bir şey söyleyeceğim ama sen alınma" ile başlayan o güvenli cümlelerin açtığı derinlikli sohbetleri?

Gerçekten ifade etmek, sadece konuşmak değil; ölçmek, tartmak, dokunmak ve sorumluluk almak demek. Bazen bir söz değil, bir sessizlik anlatır en çok şeyi. Bir bakış, bir jest, bir cümleyi nasıl söylediğin… Tüm bunlar iletişimin ruhunu oluşturur.

Kahve fincanından Instagram story’sine uzanan bu yolculukta, asıl mesele üslubumuzu kaybetmeden değişebilmek. En güzel söz, belki de ne telvede gizlidir ne de dijital filtrede... Tam kıvamında, içten, ölçülü, düşünülmüş ve kalpten gelen sözdür.

Bir fincan kahve eşliğinde, hem usulü hem sözü hatırladığımız sohbetlerde buluşmak dileğiyle. Çünkü bazen bir yudum kahveyle başlayan konuşma, iki kalbin arasında kurulan en gerçek köprüdür.

Sevgilerimle,

E-Bülten

Aboneliği